Bahçeli Neden Orada?
Bir zamanlar Bahçeli ve Erdoğan, siyaset meydanında birbirlerine söylenmeyecek kadar ağır sözler söyleyen iki rakipti. Bahçeli’nin sert çıkışları, Erdoğan’ın meydan okuyuşları hâlâ hafızalarda. Ama bugün kol kola yürüyorlar. Üstelik bu birliktelik, sıradan bir seçim ittifakından çok daha derin. Sormadan duramıyorum: Ne oldu da böyle oldu?
Aklıma bazı sorular geliyor, belki size de tanıdık gelir:
- Bütün bunlar, ABD’nin İsrail lehine hazırladığı yüzyıllık Ortadoğu planının parçası mı?
- Sünni dünyayı parçalayarak Kürtlere devlet kurdurma planı mı işliyor?
- Türkiye’ye gelen kaçak göçmenler ve cihatçılar, bu ülkenin demografisini bile bile mi değiştiriyor?
- Laik Cumhuriyet, adım adım “ılımlı” görünümlü ama şeri esaslı bir düzene mi hazırlanıyor?
- İsrail, müdahalesiz Şam’a kadar inip güvenli kuşak mı kuruyor?
- Gelişen, sorgulayan, çağdaş genç Türkiye’nin önü kesilip bu millet Ortadoğululaştırılıyor mu?
Eğer bu soruların hepsi bir projeye işaret ediyorsa, evet… Erdoğan’ın bu plan içindeki rolü zaten açık. Kimi zaman bu projeyi kendisi “eşbaşkan” olarak dile getirdi. Ama asıl kafamı kurcalayan şu: Peki ya Bahçeli?
Bir “devlet adamı” olarak bilinen Bahçeli, nasıl oldu da bu tabloya sessiz kaldı?
Milliyetçiliğin, Atatürkçülüğün, Cumhuriyet’in çizgisinden gelip; laikliğin zedelendiği, sınırların delik deşik edildiği, göçmen akımın yaşandığı, İslamcı aklın kurumsallaştığı bir düzenin yanında nasıl durdu?
İç politikada bir “beka” gerekçesi olabilir. Ama bu tablo, beka değil, bir milletin kimliğini, hafızasını ve yönünü kaybetme süreci gibi görünüyor.
Bu yüzden Erdoğan’ı anlamak kolay. Ama Bahçeli’yi, hâlâ hiç mi hiç anlayamıyorum.
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış.